İbn Sina’nın Ahlak Felsefesinde Fazilet ve Rezilet Kavramları
DOI:
https://doi.org/10.5281/Anahtar Kelimeler:
İbn Sînâ, ahlak felsefesi, din felsefesi, fazilet, reziletÖz
İbn Sînâ’nın ahlak felsefesi; ahlakın tanımı, temel konuları, kaynakları, erdemler ve reziletler bağlamında sistematik olarak incelenmektedir. İbn Sînâ ahlakı, nefsin kazanması gereken faziletleri ve kaçınması gereken reziletleri konu edinen pratik felsefenin bir dalı olarak tanımlar. Ahlak, teorik ve pratik olmak üzere ikiye ayrılır; teorik ahlak insan ile Allah arasındaki ilişkiyi, pratik ahlak ise günlük hayattaki erdemli davranışları konu edinir. Aristoteles’in izinden giden İbn Sînâ, ahlakı nefste yerleşik bir meleke olarak görür ve erdemi ifrat ile tefrit arasında orta yol olarak belirler. İbn Sînâ’nın ahlak anlayışı Platon, Aristoteles ve Fârâbî’nin etkisiyle şekillenmiştir. Platon’dan dört temel erdem (hikmet, yiğitlik, ölçülülük, adalet) ve ruh bölümleri arasındaki ahenk vurgusu; Aristoteles’ten gayeci mutluluk anlayışı ve orta yol teorisi; Fârâbî’den ise ahlak-siyaset ilişkisi, eğitimin önemi ve ahlakın “âdet” yoluyla kazanılması düşüncesi devralınmıştır. İbn Sînâ’ya göre ahlak sonradan eğitimle kazanılır; iyilik varlıkla özdeş olup kötülük yokluktan ibarettir. Kötülük, ay-altı âlemde ortaya çıkan bir eksikliktir ve sudûr teorisi çerçevesinde izah edilir. Adalet, tüm erdemlerin uyumlu işleyişiyle ortaya çıkan en üst erdemdir. İbn Sînâ’nın ahlak felsefesinde nihai amaç, teorik ve pratik aklın yetkinleşmesiyle elde edilen ebedî saadettir. Bu saadet, nefsin maddeye bağımlılıktan kurtulması ve hakikati yansıtan bir ayna haline gelmesiyle mümkün olur.
İndir
Yayınlanmış
Sayı
Bölüm
Lisans
Telif Hakkı (c) 2026 Aytül Bayar (Yazar)

Bu çalışma Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License ile lisanslanmıştır.