Mehmet Akif Ersoy Düşüncesinde Şahsiyetin İnşâsı
DOI:
https://doi.org/10.5281/zenodo.20107718Anahtar Kelimeler:
Mehmet Akif, insan, şahsiyet, benlik, ahlakÖz
Akif’e göre insanın değerini belirleyen en temel hususlardan biri, bağımsız ve özgün bir devlette yaşıyor olmasıdır. Eğer vatan bilinci köhnemiş ve yok olmaya yüz tutmuşsa o insanın şeref ve haysiyeti tehlikede demektir. Özellikle dini ve değerler alanında üzerine düşen sorumlulukları ihmal eden pek çok insanın yukarıda bahsedilen insan tipine dönüştüğünü gören Akif, bu biçare durum karşısında büyük üzüntü duyarak, Osmanlı Devleti’nin son döneminde insanların duygusal anlamda büyük bir çöküntü içerisinde olduklarını ve bu duygusuzluğu gidermek adına yoğun mesai harcanması gerektiğini belirtir. Aslında o dönemin insanında gerçekleşen bu durum, Akif’in de vurguladığı üzere, ruhsal olandan ziyade maddi olanın öncelemesidir. Böylesi bir eksen değişikliği, insanın kendisine yabancılaşmasına neden olmuş ve nihayetinde ruhsal açıdan pek çok problemli birey ortaya çıkmıştır. Akif, yirminci yüzyılda ortaya çıkan duyarsızlık ile vahşetin merhametle çözüme kavuşacağına inanır. İnsanda merhametin yeniden canlanmasında sorumluluk bilinci ile manevi yönün önemine vurgu yapan Akif, toplumsal hayatın düzenlenmesini de merhamete bağlı görür. Ona göre, merhametin yaygınlaştığı bir sosyal hayatta insanların kendilerine yaşam alanları bulacaklarını belirtir. Akif’in böyle bir düşünceye ulaşmasında kendi kanaatlerinden ziyade dinin ve değerlerin merkezde olduğu unutulmamalıdır. Bu makale, Akif’in hayat felsefesinde oldukça önemli olan, toplumsal, Yaratıcı ile irtibatlı, dünya ve ahiretine önem veren ve merhametli bir insan anlayışıyla oluşmuş şahsiyetini Batı’nın yeni argümanlarına karşı ortaya koyması ve yeni çözüm yolları inşa etmesini inceler.
İndir
Yayınlanmış
Sayı
Bölüm
Lisans
Telif Hakkı (c) 2026 Hilal Yüksel (Yazar)

Bu çalışma Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License ile lisanslanmıştır.